YOKSULLUK SINIRI

Yoksulluk sınırı, içerisinde bulunduğumuz ekonomik kriz döneminde daha sık duymaya başladığımız kavramlar arasında yerini aldı. İnsanlar bu sınırın altında kalınca yaşayamıyor mu? Yoksa bazı ihtiyaçlarından fedakârlık mı etmek durumunda kalıyorlar? Yoksulluk sınırı, açlık sınırından nasıl ayrılır? İkisi arasında neden bu kadar fark vardır? Bu yazıda, bu sorulara yanıt arayacağız.

Yoksulluk sınırını açıklamadan önce, açlık sınırının tanımına değinmekte fayda görüyorum. Açlık sınırı, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve yeterli beslenebilmesi için gereken minimum tutardır. TÜRK-İŞ araştırmaları verilerine göre bu tutar 2,864,22 TL’dir. Şu anki (2021) şartlar altında kirada oturan bir aileyi düşünürsek, matematiksel olarak da bu tutar az yani yanlış olarak hesaplanmış gibi görünüyor. Yani bu tutar tanımda bahsi geçen şartı sağlayamıyor. Politikacılar arasında meşhur olan “çay - simit hesabı” dahi bu miktarı aşmaktadır.

Peki, madem zaten bir asgari ücret sınırımız (yanlış olsa da) var, yoksulluk sınırı hesabına neden gerek duyuldu? Her zaman yaptığımız gibi önce tanımı açıklayıp daha sonra verilerle destekleyelim. Tanımına göre yoksulluk sınırı, dört kişilik bir ailenin beslenme ihtiyaçları dışında; eğitim, giyim, kira, sağlık ve ulaşım gibi ihtiyaçları için gereken minimum tutardır. Bu miktarın da dört kişilik bir aile için ne kadar yeterli olduğu elbette tartışılır ancak konunun daha acıklı tarafları da vardır. Yoksulluk sınırı, açlık sınırından beslenme dışındaki ihtiyaçlar dolayısıyla ayrılmaktadır.

TÜRK-İŞ araştırmasının verilerine göre, 2021 yılında 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 8,911,97 TL olmuştur. Aklımıza birkaç soru geliyor. Örneğin, biz öğrenciler bu miktarda bir maaşı mezun olduğumuz zaman görebilecek miyiz? Birçoğumuzun cevabı hayır olacaktır. Bu birçok öğrenci için hayaldir. Türkiye şartlarında, birçok işletme sahibi dahi bu miktarda bir gelire sahip değil. Biz öğrenciler ve çalışan nüfusun üçte ikisi, yoksulluk sınırının altında çalışıyor ve çalışacak. 

Güncel verilere göre, 2021 yılında öğretmen maaşı 6,049 TL’dir. Eğitim sistemimizin istenilen verimi verememesinin nedenlerinden biri de budur. Zira bir öğretmen, yalnızca devleti için nitelikli öğrenciler ve kaliteli işgücü yetiştirmeyi düşünmek durumundadır. Fakat mevcut sistemde, yoksulluk sınırın altında kalan her meslek grubu, işinden önce ekonomik bağımsızlığını ya da ekonomik gücünü düşünmek zorunda kalmaktadır.

Öğretmenlerin bu denli düşük ücretle çalışmaları, onları başka gelir kaynakları bulmaya itiyor. Özel ders gibi ekstra efor harcayacakları alternatiflere yöneliyorlar. Böyle bir ortamda öğretmenler istemsizce birçok öğrenciye ekonomik gelir gözüyle bakmak durumunda kalmaktadır. 

Bir ülkede yoksulluk sınırı konusu, politikacılar yerine öğretmenleri tedirgin ediyorsa, ya sistem bozuktur ya da çeyrek asır daha düzelemeyecek bir sorun vardır.

Bu İçeriği Puanlayın
+1
562
+1
341
+1
119
+1
44
+1
3

Hasan Yılmaz

“Yıldız Teknik Üniversitesi İşletme bölümü öğrencisiyim. İktisadi ve tarihi konuları araştırmak hobilerim arasında. Güncel sorunların sebeplerini araştırıp, insanlara olabildiğince anlaşılabilir bir şekilde anlatmaktan çok zevk alırım. Yeni şeyler keşfetmeyi seviyorum.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir