TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI VE GÖREVLERİ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 1930 yılında resmî gazetede yayınlanarak anonim şirket biçiminde kuruldu. İlk faaliyetini ise 3 Ekim 1931 tarihinde gerçekleştirdi. Peki Merkez Bankası neden önemlidir? Görevleri nedir? Bağımsızlığı neden önemlidir? Bunları açıklamaya çalışalım.

Merkez Bankaları (MB)’nın önemi, ülkenin fiyat istikrarı sorumluluğunu üstlenen kurum olmasıdır. Bunun yanında asıl görevi olmasa da devlete bankerlik hizmeti de sunmaktadır. Osmanlı döneminde, imparatorluk için bir merkez bankası kurulmadan önce, finansman ihtiyaçları bankerler tarafından karşılanırdı. Özellikle “Galata Bankerleri” adıyla bilinen bu bankerler, belirledikleri faiz oranı üzerinden devlete borç verirlerdi. Merkez Bankası’nın varlığı, birincil görevi olmasa da hükümetin bu finansman ihtiyacını kısmen giderir. 

Merkez Bankası’nın en önemli görevinin fiyat istikrarını sağlamak olduğuna önceki paragrafta değinmiştik. Peki bu görev niçin bu kadar önemlidir? Kabaca bir tanımla bu görevin, halkın refahını artırmak için yerine getirilmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Yerine getirilmediği takdirde, büyük ölçüde bir refah düşüşü yaşanacaktır. Örnek vererek açıklayalım: İlk olarak, fiyat istikrarının korunamaması dolayısı ile piyasadaki fiyat artışı (enflasyon), sabit gelirli hanelerin alım gücünün sarsılmasına sebep olacaktır. Çünkü hane halkının geçinmek için aldığı ürünlerin fiyatı artarken, gelirleri sabit kalacaktır. İkinci olarak, enflasyonun baş gösterdiği ve para biriminin değer kaybettiği ülkeler, ülkemiz gibi aynı zamanda büyük ölçüde dış ekonomilere bağımlıysa, ülkeye gelen her ürünün fiyatı, ilgili para birimi karşısında değer kaybı oranında artacaktır. Bu örnekler çoğaltılabilir. Görüldüğü gibi bu sonuçlar halkın refah seviyesini düşürücü faktörlerdir. Burada aklımıza şu soru gelir: Bu duruma düşmemek için Merkez Bankası, hangi yetkilere sahiptir? Bu yetkileri nasıl kullanır? 

Bu soruların cevabından önce şunun bilinmesi gerekir ki ülkemiz gibi para birimini dalgalanmaya bırakan ülkelerde, piyasada bulunan paranın değeri, sıradan bir malın değeri gibi arz ve talep dengesiyle belirlenir. Örneğin, para arzının sabit ve on birim olduğu bir piyasada, on elma olduğunu varsayalım. Bu durumda her bir elmanın fiyatı, bir birim para olarak belirlenecektir. Bir diğer piyasada ise elma sayısının beş olduğunu varsayalım. Bu durumda da her bir elmanın fiyatı iki birim para olarak belirlenecektir. Görüldüğü gibi, arzı düşen bir malın, fiyatı artmaktadır.  

Merkez Bankası, paranın değerini ve fiyat istikrarını korumak adına üç yetkiye sahiptir. Birinci ve her insanın aklına ilk olarak gelen, bir hayli de havalı duran “para basma” yetkisi. Merkez Bankası, piyasanın durgunlaştığı ve talep eksikliğinden kaynaklanan bir kriz öngörmesi durumunda, para basma yetkisini kullanarak piyasada bulunan para arzını (miktarını) artırır. Böylece piyasada bolca bulunan para, daha hızlı yayılır ve piyasa canlanmaya başlar.

İkinci ve birçok tartışmaya sebep olan güç, faiz oranlarını belirleme yetkisidir. Merkez Bankası, para arzının fazla olduğu ve bu sebeple paranın değerinin düştüğü durumlarda, hem fiyat istikrarını kontrol altına almak hem de parasının değerini koruyabilmek adına faiz oranlarını yükseltir. Peki faiz oranlarının yükseltilmesi, para biriminin değerini nasıl korur? Bu işlem dolaylı bir sonuçla bağlantılıdır. Örneğin faiz oranlarının %10 olduğunu ve böyle bir piyasada yatırım yapacağınızı düşünün. Elinizde 100 TL’lik bir sermayeniz olsun. Önünüzde iki seçenek olacaktır. Paranızı bankaya yatırır ve vade sonunda 110 TL olarak geri alırsınız ya da kendine güvenen bir yatırımcı iseniz, paranızla yatırım yaparak aynı sürede 110 TL’den daha fazla getiri elde edeceğinizi düşünüyorsanız paranızı piyasada yatırım yaparak değerlendirebilirsiniz. İkinci seçeneğin seçildiği durumlarda, piyasada bulunan para miktarı, yatırımla beraber artacak ve arzı artan bir şeyin değerinin düşmesi kuralından, paranın değeri düşecektir. Merkez Bankası bu durumla karşılaşmamak adına, faiz oranını artırarak, yatırımcıların paralarını piyasa sürmek yerine, bankaya yatırmalarını teşvik ederek piyasada bulunan para miktarını düşürmeyi hedefler. Miktarı düşen paranın değeri artar. Bu da Merkez Bankası’na, istikrarlı bir denge kurmak adına şans tanır. Ne var ki gerçek yaşamda bu işlem, politikacıların işini zorlaştırdığından ve kısa vadede çıkarlarını zedelemekte olduğundan, Merkez Bankası’nı baskılayarak, faiz oranlarına dolaylı da olsa müdahale ederler. Çünkü politikacılar, yeni yatırımların yaratacağı istihdamla beraber düşecek işsizlik oranı ile başarılı gözükme ve yeniden seçilme hedefindedir. Ayrıca artan istihdamın, daha fazla insanı gelir sahibi yapacağı ve bunun da daha fazla gelir vergisi getirisi olacağından hazine gelirleri artacaktır. Fakat bilindiği gibi hükümetler değişirken, devlet ve onun para birimi baki kalır. Kısa vadeli çıkarlar adına milletin parası ve geliri değersizleştirilemez. Bu yüzden Merkez Bankaları, hükümetlerden bağımsız hareket etme yetkisine sahiptir. 

Üçüncü ve daha az sıklıkta kullanılan yetki, zorunlu karşılık oranlarını değiştirme yetkisidir. Zorunlu karşılıklar oranı, herhangi bir bankanın kendisine mevduat olarak yatırılan paranın, belirli orandaki kısmını, ihtiyat olarak Merkez Bankası’na yatırması anlamına gelir. Örneğin elimizdeki 100 TL’yi mevduat hesabı açtığımız, yıllık %2 faiz veren, bir A bankasına yatırdığımızı düşünelim. A bankası, bu faizi ve kendi kârını kazanabilmek adına bu mevduatı daha yüksek oranda faizle kredi olarak verecektir. Fakat A bankası piyasaya bu kredi hizmetini sağlarken, 100 TL’nin tamamını piyasaya süremez. MB’nin belirlediği oranda zorunlu karşılık oranını, MB’ye yatıracak ve elinde kalan miktarı piyasaya sunabilecektir. Bu oranın %10 olduğunu varsayarsak, A bankası, elinde bulunan 100 liranın 10 TL’sini MB’ye yatıracak; kalan 90 TL’lik kısmı ile kredi işlemi başlatabilecektir. Piyasada para bolluğu olması durumunda MB, bankalarının kredi verebileceği miktarı düşürerek, piyasaya daha az para sürülmesini sağlar. Örneğin zorunlu karşılık oranının %15 çıkarıldığını düşünelim. Bu durumda A bankası, piyasaya yalnızca 85 TL’lik bir kredi sunabilecektir.

Sonuç olarak, para arzını kontrol altına almak yalnızca bu yetkilerin doğru kullanımıyla bitmez. Çoğu ekonomistin bahsettiği gibi, yapısal reformlar ve güvenli bir ortam olması şarttır. 

Kaynakça:

1- AKYOL, T. (2018, 07 14). HÜRRİYET. Merkez Bankası niye önemli?: https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/merkez-bankasi-niye-onemli-40896460 adresinden alınmıştır

2- Doğanışık, İ. (2019, 07 09). Doğruluk Payı. TCMB'de Yönetim Mekanizması:        https://www.dogrulukpayi.com/bulten/merkez-bankasi-nasil-isliyor?gclid=EAIaIQobChMIp- GPxYHd8AIVCN-yCh0IHQ2FEAAYASAAEgIlIvD_BwE adresinden alınmıştır

3- Fikir.Gen.Tr. (tarih yok). Merkez Bankası Nedir? Merkez Bankasının Görev ve Yetkileri Nelerdir? Merkez Bankasının Ekonomideki Yeri ve Önemi Nedir?: https://www.fikir.gen.tr/merkez-bankasi-nedir-merkez-bankasinin-gorev-ve-yetkileri-nelerdir-merkez-bankasinin-ekonomideki-yeri-ve-onemi-nedir/ adresinden alınmıştır

4- vikipedi. (2021, 03 05). Zorunlu karşılık: https://tr.wikipedia.org/wiki/Zorunlu_kar%C5%9F%C4%B1l%C4%B1k adresinden alınmıştır

Bu İçeriği Puanlayın
+1
552
+1
83
+1
54
+1
3
+1
0

Hasan Yılmaz

“Yıldız Teknik Üniversitesi İşletme bölümü öğrencisiyim. İktisadi ve tarihi konuları araştırmak hobilerim arasında. Güncel sorunların sebeplerini araştırıp, insanlara olabildiğince anlaşılabilir bir şekilde anlatmaktan çok zevk alırım. Yeni şeyler keşfetmeyi seviyorum.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir