ENERJİ:

Birinci küreselleşme çağı öncesinde insanlar nasıl ısınır, nasıl barınır veya yaşardı hiç düşündünüz mü? Daha çok, geçimlik ekonomi tarzının benimsenmiş olduğu bu yıllarda, dünya daha mı sağlıklıydı? Sanayi devriminin açtığı “küreselleşme” kapısı, dünyayı daha hızlı öldürmemize mi sebep oluyor?

Enerji, bugün yaşadığımız konforlu hayatı, attığımız adımdan, yediğimiz yemeğe kadar her şeyi daha basit, hızlı ve kaliteli bir şekilde sunan kaynaktır. Enerji kaynakları, bir toplumun refah seviyesini ve yaşam kalitesini ciddi anlamda artırmaktadır. Karanlıkları aydınlatarak bir günü 24 saat olarak yaşamaya imkan veren, en uzak yerlere gitmeyi mümkün kılan, insanoğlunun dünyaya sığamayıp evreni keşfetmesine imkan veren enerjinin kendisidir.

İnsanlar, zamanla enerji ihtiyacına alternatif kaynaklar da bulmuştur. Bunların başında fosil yakıtlar gelmektedir. Herkesin bildiği gibi, fosil yakıtlar araçlarımızdan fabrikalara birçok yerde kullanılır. Fosil yakıtlar kullanımı ve verimi açısından avantajlı olmakla beraber, doğaya verdiği zararlar dolayısıyla kullanımı azaltılmaya çalışılmaktadır. Bu son derece doğru bir karardır. Zira küreselleşme başlangıcından bugüne; fabrikalardan araçlara, evlerden iş yerlerine o kadar çok fosil yakıt kullanılmıştır ki, insanoğlu bu yanlış kararların cezasını çekmeye başlamıştır. 

Bugünlerde çektiğimiz sıkıntılar, yazının başında sorduğumuz soruya da cevap olacaktır. Sanayi devrimi öncesinde kitlesel üretim yerine hane düzeyinde üretim ve buna bağlı olarak hane düzeyinde enerji tüketimi gerçekleştiğinden, insanların doğaya verdiği zarar sınırlı kalıyordu. Ancak kapitalist düzene geçilip serbest piyasa ekonomisi benimsendikten sonra artan kâr bağımlılığı dolayısıyla insanlar bütün gücüyle üretimi artırarak kaynakları savurgan bir biçimde kullandı. İkinci sorumuzun da cevabını bu sonuçlardan sonra verebiliriz. Bu kaynakların kullanımının yarattığı tahribat göz önünde bulundurulursa dünya geçmişe dönüldükçe daha sağlıklı bir gezegen olmaktadır diyebiliriz. 

Şimdi, bu tahribatları açıklayarak daha somut bir çerçevede bu konuyu ele alalım. Yakın zamanda yayımlanan Hükûmetlerarası İklim Değişimi Paneli Raporu’na göre gelinen noktada tüm önlemler alınsa dahi, dağ ve kutuplardaki buzulların erimesi, okyanuslarda asit oranının artması gibi sorunlar artık kaçınılmaz. Öte yandan, Dünya Meteoroloji Örgütü 2015 yılında yaptığı açıklamada: Yıllık sıcaklık artışı için belirlenen 1,5 derecelik eşiğin 2020 yılına kadar aşılma ihtimalinin arttığını açıkladı. 

Bütün bunlar başımıza gelmişken insanların yenilenebilir enerji kaynaklarına dönmeye çalışması ve bu konuda teşviklerin artması gerekmektedir. Ne yazık ki yakın gelecekte fosil yakıt kullanımının tamamen bitmesi söz konusu değildir. Birçok sayfada dolaşan, “20 yıla kadar fosil yakıtlar tamamen kalkacak ve onların yerine elektrik enerjisi gelecek” vb. söylemler ne yazık ki asılsız ve fazla duygusal kalmaktadır. 

Uluslararası Enerji Ajansı tarafından hazırlanan Dünya Enerji Görünümü 2019 Raporu’nda yapılan tahminlere göre enerji kaynaklarının kullanımında 2040 yılına kadar önemli değişiklikler olmayacağı vurgulanmıştır. 2018’de %77 oranında kullanılan fosil yakıtlar 2040 yıllarında %74 civarında olacaktır. Paris Antlaşması’nda bu hedefin %54 seviyesine düşürülmesi gerekiyordu. Dünya enerji kaynakları dağılımına bakmak gerekirse şöyle bir açıklama yapmak fosil yakıtların ne denli yüksek oranda kullanıldığını açıklar. 

2020 yılı verileri: 

Petrol: 33,2%

Kömür: 28,1%

Doğalgaz: 24.1%

Hidrolik: 6,9%

Nükleer: 4,5%

Yenilenebilir: 3,2%

Açıkça görülüyor ki hâlâ fosil yakıtlara muhtaç bir topluluk olarak yaşamaktayız ve bu uzun süre böyle devam edecek.

KAYNAKÇA:

Yılmaz, Ş. (tarih yok). 1. DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE BİRİNCİL ENERJİ ARZI. https://www.mmo.org.tr/sites/default/files/TEG-2020-1_Birincil%20Enerji_%C5%9Eayende%20Y%C4%B1lmaz.pdf adresinden alındı

Bu İçeriği Puanlayın
+1
5.6k
+1
2.9k
+1
1k
+1
3.6k
+1
654

Hasan Yılmaz

“Yıldız Teknik Üniversitesi İşletme bölümü öğrencisiyim. İktisadi ve tarihi konuları araştırmak hobilerim arasında. Güncel sorunların sebeplerini araştırıp, insanlara olabildiğince anlaşılabilir bir şekilde anlatmaktan çok zevk alırım. Yeni şeyler keşfetmeyi seviyorum.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.