DIŞ GÜÇ:

Bu topraklarda (Osmanlı sonrası Türkiye’de) ilk dış borç Kırım Savaşı (1856) ile beraber alındı. Bu borcun alınmasında dolaylı da olsa İngilizlerin Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanını fırsat bilerek Osmanlı İmparatorluğuna imzalattığı Baltalimanı Antlaşmasının etkisi vardır.

Kapitalizmin tohumlarının budaklanmaya başladığı bu yıllarda İngilizler kitlesel üretimin arz fazlası kısmı için yeni pazarlar aramaktaydı. Kimi ülkelerde yöneticilerle anlaşarak kimi ülkelerde de güç kullanarak istediklerini yaptırdılar (Pamuk 2014). Bir türlü toparlanamayan Osmanlı İmparatorluğunda bu anlaşma fırsatı Mısır yöneticisi Mehmet Ali Paşa’nın isyanı ile doğmuş oldu. Bu isyanı durdurmaya gücü yetmeyen Osmanlı İmparatorluğu İngilizlerden yardım almak zorunda kaldı. Bunun da maliyeti ağır oldu. 

Bu antlaşmaya göre:

  • 1838 öncesinde devlet, bazı hammaddelerin kıtlığı durumunda ilgili hammaddenin ihracını yasaklayabilmekteydi. 
  • Devlet bir malın, dış ticaretini ev ihracatını bir özel kişinin tekeline bırakabiliyordu (tekel).
  • Savaş dönemlerinde, maliyeye ek gelir sağlamak amacıyla dış ticarete olağanüstü vergiler uygulanıyordu.
  • 1838 öncesi Osmanlı İmparatorluğunda hem ihracat hem de ithalat için %3 oranında gümrük vergisi vardı. Ek olarak yerli ve yabancı tüccarlar mallarını bir bölgeden diğerine taşırken %8 oranında iç gümrük vergisi öderdi. Baltalimanı Antlaşması sonrasında ihracat vergileri %12 ve ithalat vergileri %5 olarak değiştirildi. Bununla beraber, yerli halk %8 oranındaki iç gümrük vergisini ödemeye devam ederken yabancı tüccarlar bu vergiden muaf tutuluyordu ( Pamuk 2014).

Osmanlı İmparatorluğu, antlaşmayla beraber savaş durumlarında kullandığı ek gelir kaynağından vazgeçiyordu. Geriye yalnızca borç alma seçeneği kalıyordu: borç almak.

Osmanlı 1840 itibari ile ilk dış borçlarını Galata çevresindeki bankerler aracılığıyla Fransız bankalarından kısa vadeli olarak alıyordu. Uzun vadeli borç işine girmekten çekiniyordu.

Kırım savaşı patlak verdiğinde Osmanlı maliyesi büyük dengesizliklerle karşılaştı. Baltalimanı Antlaşmasından sonra savaş dönemlerinde topladığı olağanüstü vergiye başvuramayan Osmanlı Hükümeti bu dengesizliği hafifletecek herhangi başka bir etki de bulamayınca devletin ilk uzun vadeli dış borcunun alınmasına sebep oldu.

Osmanlı bu dönemde dış güçlerin baskısı altındaydı. Bu baskıları bazen doğru yöneterek bazen stratejik olarak kullanarak ömrünü uzatabilmiştir. Ancak bu sonsuza kadar gidemezdi. 

Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ekonomik bağımsızlık olmadan tam bağımsızlık mümkün olamaz!” sözü de bu gibi tarihi örneklerden alınan dersler sonucunda oluşmuştur. Ne var ki, Türkiye, dış borcunu tamamen bitirdikten bir süre sonra tekrar bu yola başvurdu.

İçimizde, bu devirde dış borç olmadan bir ülkenin finansal sisteminin işlemesi mümkün değil diyenler olacaktır. Bu doğru, ancak aynı oranda denetim ve sınırlar zaruridir. Aksi halde yaşananlar bütün bir halkın yaşam kalitesini düşürecek sonuçlar doğuracaktır. 

KAYNAKÇA:

 

  • Pamuk, Ş. (2014). 1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması. Ş. Pamuk içinde, Türkiye'nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi (s. 97). İş Bankası Kültür Yayınları.
Bu İçeriği Puanlayın
+1
8.6k
+1
6.8k
+1
7k
+1
5.6k
+1
1.5k

Hasan Yılmaz

“Yıldız Teknik Üniversitesi İşletme bölümü öğrencisiyim. İktisadi ve tarihi konuları araştırmak hobilerim arasında. Güncel sorunların sebeplerini araştırıp, insanlara olabildiğince anlaşılabilir bir şekilde anlatmaktan çok zevk alırım. Yeni şeyler keşfetmeyi seviyorum.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.